Ana içeriğe atla

Kayıtlar

Kurumsal Döngüde Kıvılcımını Kaybetme!

Evet, biliyorum… Beklediğinizi hissettim. Ama iş hayatı, yoğunluk derken satır aralarına saklandım. Şimdi o satırlardan çıkıp yaratıcı bir nefes bırakmaya geldim. Hem kendime hem size. Kurumsal hayat dediğimiz şey; düzen, planlama, prosedür… Ya yaratıcılık? O nerede saklanıyor? İşte bugün size, kendi yolculuğumdan süzülen 7 küçük ama etkili taktik paylaşacağım. Kurumsal hayatta uzun süre çalışınca kendimizi bir döngüye kapılmış hissederiz. Renkler solar, fikirler sıradanlaşır. Ama içimizde bir kıvılcım hep vardır. Onu canlı tutmak mümkün. Yeter ki önünüze taş koymasınlar. Siz hevesli oldukça, içinizdeki kıvılcımı cevhere dönüştürmek istedikçe (eski yazılarımı okuyanlar bu sözü iyi bilir 😊 ) bir şeyler ilerlemenize engel oluyorsa bu döngü bir bataklığa dönüşür. 1-      Soğukkanlılığını Koru Çırpınmak bizi daha da aşağı çekebilir. Soğukkanlı davranın. 2-      Sırtüstü ve Sessizlik Sırtüstü uzanın. Ve sakince nefes alıp verin. Hareket...

THE BLACK HOLE-2

THE BLACK HOLE-2 When I don’t know where you are, I find you in the Black Hole. You are alone. Alone in your feelings,in your thoughts, in your body, in your life. You’ve been talking to yourself for a long time. You cry to yourself. You brew coffee to yourself, drink wine with yourself. You read with yourself. At the end of busy days, you are with yourself again. You sit alone. There will be tomorrow great programs, jewellery, clothes, food, conversations.. and then you are alone again. I know no one will ask you “how was your day”. You’re living but you can’t tell, I know. That’s why you are here. And that’s why I’m here too. We’re looking at emptiness. I think it’s peaceful to see emptiness. If you shout, only I will hear to echo of your voice. You want to shout. You want to cry. And that’s all you can do. Because tears flow involuntarily. It’s sad that this is all you can do when you can’t help it. How long will you stay here? Don’t take too long this time. Get up for your dr...

HIGH HOPES

  I wanted a long time for this article. 12 months 😊 This year 2023 started very badly. After 6 February, when I lost my past, I decided not to think too much. If I think about day, I can’t live… As always, I dreamt new dreams, because the world keeps on turning. I have a notebook where I have been writing my dreams, prayers, wishes, good and bad days for years. I also write in that notebook the places I want to visit. I dreamt of going to Austria, Salzburg, Vienna. And I went. I walked alone with glass and white wine in my hand in Mirabell Palace and the streets of Salzburg. I went to Vienna by train and travelled all over the city for days. I had dinner with myself, I ordered dessert for myself.   And I wrote. I was grateful for this day and dreamed of the next day. I’ve worked too hard. Too hard. After returning to Turkey, this time I went to Birmingham for business reasons. For the first time in my life, I drove in the right seat. 😊   When I returned to Tur...

KARA DELİK

KARA DELİK Hans Zimmer-Interstellar // 20:01 Tanıyorum bu sen’i. Daha önce bulduğum yerdesin. Yine aynı kara deliğin etrafında oturmuş boş boş bakıyorsun. Konuşmayacak mısın kimseyle? Sadece düşünecek misin? Kafanın içinde kurduğun olumsuzluklar ve kaygılar hiç var olmayacak biliyorsun değil mi? Yine kendini üzdüğünle kalacaksın. Hadi ayır şu kara delikten gözlerini. Anlıyorum hayal kırıklıklarını, kayıplarını ve kimseye haber vermeden vazgeçişlerini. Lütfen kendini de kaybetme. Daha yolumuz var. Burada öylece durup kalma. Bu yolu sen seçtin ve seçimlerine ilerlemek için hadi biraz daha çabala. Biliyorum kimse yok. Hala çok yalnızsın. Sıkılmadın mı kendinin en yakın arkadaşı olmaktan? Belki de budur şu an seni zorlayan, dayanılmaz gelen. Herkese kanat gerdikten sonra düştüğün bu durum… haklısın. Yorgunluk, yenilmişlik, hissizlik hissetmekte haklısın… Şu an kendini yen ! Kimsenin yapmaya cesaret edemedikleri, hayal edemedikleri senin seçimlerin oldu. Bu seçimler yolunu belirledi. Kendin...

KENDİNE SAYGINI KAYBETME

  KENDİNE SAYGINI KAYBETME   Neyi istediğini hatırla. Hedefine ulaştığında şu anına sebep olanlar yanında olmak için çabalayacaklar. Vazgeçme. Sen çok fazla engel aştın. Bu kadar emek vermişken başkalarının hırsıyla kendini üzme. Sıfırdan alıp büyüttüğün her şeyi yerle bir etmek mi istiyorlar? Tamam, bırak ne yaparlarsa yapsınlar. Savaşma. Doğru budur ama deme. Bırak herkes düşündüğüyle kalsın. Unutma sen en dipten çıktın ve kendi tırnaklarınla kazıyarak, tırmanarak yolu yarıladın bile. Zirveye bu kadar yakınken onların seni aşağı çekmesine izin verme. Değer mi bugününü mahvetmeye? Değer mi şu an gözünden dökülen yaşlara? Değer mi kendini yalnızlaştırıp duvarlar arasına kapatmaya? Bu yolda yalnızsın. Yoruldun biliyorum, görmezden gelmekten, alttan almaktan… Belirsizliğin seni yok etmesine izin verme. Lütfen mutlu olmaya çalış. Hayattaki sınavların hiç bitmeyecek. Canını acıtacaklar, seni bir hiç gibi görecekler ve öyle de hissettirecekler. Ne yaparsan yap yargılayacakl...

YIL DÖNÜMÜ

 YIL DÖNÜMÜ The About Time Theme // Nick Laird-Clowes 2022.10.03 -22:40 Geçen yıl bugün: Eski ve daimi patronumun güzel dilekleriyle ertesi günü beklemeye koyulmuştum. Kıyafetlerimi, ayakkabımı her şeyi geceden hazırlayıp sabahın olmasını bekledim. Çok erken saatte uyanıp hazırlanmaya başladım. Trafiğe yakalanmamak için erkenden taksi çağırdım. Yol çok güzeldi. J Taksiden inip başımı o büyük iş merkezinin son katını görene kadar gökyüzüne kaldırdım. Derin bir nefes ve oradayım. Günler önce yazdığım o nottaki hayalim gerçekleşmişti. (18.09.2021) Oradaydım. (04.10.2021) 2016 Aralık ayında o yollardan geçerken yıllar sonra aynı yerde nefes alacağımı hayal ederdim ama gerçekleşeceğini tahmin edemezdim. (tabi o zamanlar Sandoz/Novartis’in kapısından içeri giriyordum). Geçen yıl bugün rahat rahat bir yere oturamıyordum bile. Yaralarım ve ağrılarım canımı derin derin acıtıyordu. Hayatıma açılan yeni kapı onları da iyileştirdi çabucak. Beni tanıyanlar, yanımda olanlar i...

NASILSINIZ?

Jozefina-Kill This Love // 04.09.2022 NASILSINIZ? Derin bir nefes al. Üç saniyede al, altı saniyede yavaş yavaş ver. Gözlerini kapa. Dileğini geçir içinden. Elini kalbine koy ve nefesinde dileğini hisset. Şimdi aç gözlerini. Olmuş bil ve şükret. Ne değişti? Aynı evrene bakmaya devam ediyorsun değil mi? Peki hislerin, zihnin? Aynı değil. Çünkü artık umudun var. Olmasını isterken çok derin hissetmek gerekiyor ve olmuş bilip önüne bakıyorsun. Bu kadar. Peki vazgeçmek, kurtulmak istemek neden bu kadar zor? 21 gün kuralları, zihin savaşları, düşünmeme teknikleri, bilinçaltı temizlikleri, yok aile dizilimi bilmem ne… NEDEN?! Kördüğüm olan ipi açıp gerip, üstünde yürümek gibi. Her an düşecek hissi. Tamam diyorsun bu sefer oluyor, kurtuluş yakın, ışık, aydınlık bir şeyler var belli. Koşuyorsun da oraya doğru. Ama yok olmuyor. Sonra dört elle sarılıyorsun işine. Beynin, zihnin işle dolsun da hiçbir şey gelmesin aklına. Çünkü gelecek olan her neyse acıtacak biliyorsun. Kaçıyors...

DUR DUVARI

  Kodaline: High Hopes 🎶 – 23:54 Sonunda klavyenin başındayım. Yazımı gecenin bir yarısı yazdığım için görmekte zorlanıyorum. Ilasik lazer ameliyatı olduğumdan beri gece ışıkları gözlerimi rahatsız etmeye başladı. Ama tabi ki de uzun süredir yazmamamın bahanesi bu değil J Yine çok zorlandım. Çok şey var dile getirmek istediğim. Fakat hayatta en sevmediğim şey kendimi, duygularımı deşifre etmek. Açık olmaktan korktuğum için belki de uzak durdum yazmaktan. Bilmiyorum. Hani hayatınızda her şey mükemmeldir ve bir şey vardır sizi atacağınız adımlardan alıkoyan. Bir iç ses, bir dur duvarı. “Dur duvarı” bunu sevdiim J işte ben o duvara çarptım her seferinde. Şöyle dedim kendime: “hande otur şükret, yazmak için dert mi arıyorsun” J . Malum mutluluğa çabuk nazar değer korkusuyla mutluyum diye çığlık da atamadım. Bilmiyorum işte yapamadım. Değişen çok bir şey olmadı aslında. Kendimle kahve ve şarap içmeye devam ettim. En lezzetli salataları yaptım kendime. En güzel kitapları sesli s...

KARBON AYAKİZİ İSRAFI OLDUĞUMU DÜŞÜNÜRKEN...

  Pachelbel- Canon in D 🎶 Haftanın ilk günü. Yine müthiş mutlu uyandım. Mutlu mutlu hazırlandım. Koşarak durağa gittim. Servise 2 dakika geç kaldım J en sevdiğim şarkıyı dinleyerek ofise geldim. Yine ilk ben geldim. (ilk baş, birinci benim J ) Çiçeklerimize selam verdim. (Köklerini eşeleye eşeleye yeniden can verdik onlara).   Ha bir de öylesine çekirdeğini savurduğum ve sonrasında fide veren biberlerimize. Masamı hazırladım. Günün ilk kahvesini ellerimle yaptım, çantamdan sabahın en erken saatinde üşenmeden hazırladığım sandviçimi çıkardım günün ilk çayı için J Pachelbel- Canon in D ‘yi de açtım. Solumdaki kocaman pencereme doğru sonsuzluk manzarama son bir bakış.. Ve evet vakit geldi mesai başlasın :D Tam bir karbon ayak izi israfı olduğumu düşünürken bugün kendi kendimin göğsünü kabartıyorum. ** Haftanın üçüncü günü. İlk gün nasılsa bugün de öyle başladım güne. Ve yazımı yeniden kaleme almaya başladım. Böyle güzel oluyor, günlüğüm gibisiniz. Beynimin içinde vır vı...

SAVAŞ ya da KAÇ

  SAVAŞ ya da KAÇ 06.04.2022-12:25 Tom Odell-Another Love   Geçen gün babam Charles Bukowski ‘nin “Seçilmiş bir yalnızlık insanın sahip olabileceği en büyük lükstür” sözünü gönderdi nasılsın mesajında. Seçtiğim bir tek başınalığa sahip olduğumu biliyorum ama yalnızlık… 2021 benim için tam bir kıyım yılıydı. Düştüm ve ben ayaklanıp kalkana kadar kimseye bir şey belli etmedim. Onlar kalkıp koşmaya başladığımı gördüklerinde ben hiç arkama bakmak istemedim. Beni yakalamasınlar diye daha hızlı daha büyük adımlar attım. Çünkü yakalanırsam o naif tebessümü göreceklerdi yine. Ayak seslerim yankılanana kadar daha sert bastım. “Handiş” diye seslenmeleri bile duymazdan geldim. Bunu hak etmeyen herkesten kaçtım. Sahip olduğum şeyin adı seçilmiş bir yalnızlıksa evet isteyerek yaptım. Yazımın tam bu kısmında Tom Odell’ın şu sözlerini duyuyorum: “i wanna cry and i wanna love, but all my tears have been used up” … Yalnızken çok çalışmayı öğrendim. Daha çok bilgi kaydediyorum beynime. Daha çok...

AMAÇ=BEN

  13.03.2022 – 12:51 Chip Taylor- On the Radio🎶 Karlı bir İstanbul Pazarı. İnanamayacaksınız ama aylardan Mart. Akdeniz insanı olarak soğuğa alışık olmayan ben ilkbaharda kar’ı izliyorum J Peluş battaniyem, bilgisayarım, manzaram ve müziğimle… 5,25 miyop-astigmat gözlüklerim de bana eşlik ediyor. Gözlüklerim ve lenslerim olmadan dünyayı göremiyorum. 10 yaşımdan beri hayata onların yardımıyla bakıyorum J  (İçinizden, e sen körmüşsün hande dediğinizi duyuyorum, lütfen konuşun alınmıyorum J  ) Son 10 günde garip bir şey oldu. Kendimle savaştığım şeyler yok olmaya başladı. Hesaplaşmam bitmiş gibi. Halbuki ne çok mücadele etmiştim, sayısız kitap okuyup, dakikalarca meditasyon yapmıştım. Umarım zihnim beni kandırmıyordur. İnsan, zamanı geldi mi diye soruyor kendine. Çünkü biliyorsun ki bu ilk zafer değil. Duygu çok tanıdık ve doğru zaman gelince yine o his. Başta biraz huysuzlanman oluyor. Ama derin nefesinle sakinliğin üzerine iniveriyor. Kafan bedenine ağırlık yapmıyor artık...

BİRKAÇ ÖNERİM OLACAK

BİRKAÇ ÖNERİM OLACAK.. 02.03.2022- 20:13 Evgeny Grinko.. Dinlerken duygulandırıyor beni. Zihnime iyi geliyor. Rahatlatıyor. Müzik, şehir, koku, manzara ya da kitap. İnsana iyi gelen şeyler diye sıralayabilirim. Daha önceki yazılarımda insana iyi gelen bir şehri, LVIV’i yazmıştım. İlk satırımda müzikten örnek verdim. Şimdi biraz da kitaplara değineyim J Yazılarımı yazarken minik espriler yapıyorum. Kendimde tebessümü fark edince gülücük emojisini de ekleyiveriyorum. Sanki bir arkadaşımla çevrim içi yazışıyormuşum gibi. Bu cümle de beni gülümsetti ama bu yazıyı emojiye boğmak istemiyorum. Başlayalım; Hemen solda gördüğünüz başucu kitabım Tanrılar Okulu. Yazarı, Stefano D’Anna. Tüm yazılarımın ilham kaynağı. Hayatımda kurduğum en mantıklı, en anlamlı cümleleri bu kitabı okurken öğrendim. 2017 yılının sonlarına doğru almıştım bu eseri. Kitabın kapağını açtığınızda sizi “ Life is as you dream it ” yazısı karşılıyor. Bir hayalperest olarak daha ilk cümleden beni kendine çekmişti. O...

ÖNCE KENDİNİ SEV

ÖNCE KENDİNİ SEV Kutsal güne dakikalar kala klavyenin başındayım. Hayatımın otuzuncu 14 Şubat’ını daha “ne bad bir gün” diyerek geçireceğimi biliyorum. Sosyal medya detoksu yapmak iyi bir fikir şimdilik J Kendine, işine ve sanatına aşık biri olarak kutlamaya hakkım olabilir bir de böyle düşüneyim. Tam bir ay önce, 13 Ocak 2022’de sevgili Yiğit Penguen (..ki kendisi ormanda gezen penguen olarak tanınır yıllardır J ) aşk üzerine bir yazı yazmamı söyledi. Bu duyguyu yaşamadan nasıl kaleme alabilirimi düşündüm. Çalışarak, çabalayarak harika bir kariyer hayatı yaratabilirsiniz ama gece gündüz çalışarak aşk yaratılmaz ki. Taktik vererek de olmaz o iş. Hani derler ya ilk görüşte vuruldum, ilk görüşte anladım evleneceğim kişinin o olduğunu, sanırım asıl büyü bu. Ve ben buna “kader” diyorum. Hayatta her şeyi değiştirebilirsiniz. Fakat evliliğe kadar giden ya da esaret parmağını doldurmasa da, kanun hükmünde kararname gibi soyadıyla resmileştirilmese de bir ömür hayat arkadaşım dedirten bir aş...

HER ŞEY YOLUNDA

HER ŞEY YOLUNDA Zihnim vır vır konuşmaya devam ediyordu. Zaten hiç susmuyor ki. İyi ya da kötü, geçmiş ya da gelecek, ama asla an’da değil. Asla şu anı yaşamama izin vermiyor. Ya bi bırak ben de ne yaptığımı bileyim değil mi? Hep başka bir boyutta. Defalarca kez yazmaya heves edip bir şekilde durdum. E yazmasam da çizeyim bari dedim. Yine durdum. Olmadı yani. Sadece işime ve eğitimlerime yoğunlaştım. Canım işim, canım mesleğim, canım kariyerim… Önce çizmeye başladım. Sayfada gördüğünüz yeni eserim. Yeni yılda aklıma geldi böyle bir şeyi somutlaştırmak. Tabloma “rose” desem de onun adı aslında “Her şey yolunda”. Şöyle bir çekilip baktığımda her şey o kadar yolunda ki. Peki bu zihnim neden rahat bırakmıyor beni? Neden hayatımın zevkini sürmeme izin vermiyor? Altı ay önce sonuna inşallah eklediğim her dileğimin kabulünü yaşıyorken ve şükürlerimin ardı arkası kesilmiyorken zihnime karşı verdiğim savaşta yenik düştüğümü fark ettim. Daha doğrusu fark edildim. Önce kuzenim sonra yakın...

15.01.2022

13:04 “15.01.2022” Hayatımın en belirli ama en belirsiz de tarihi. Hayatımdaki en değerli en sevdiğim kişiyi kaybettim. Hiç ağlayamadım. Sanırım hala kabul edemiyorum. Yokluğunu düşünemiyorum bile. Gördüğüm her şey anlamsız. *** 17:00 Artık gözyaşlarımı durduramıyorum. Hiç tarifi olmayan bir acı yaşıyorum. En son 31.01.2016 da Tanem’i kaybettiğimde böyle hissetmiştim. O gün annem de babam da yanımdaydı. Şu an Annemin yanında olabilmeyi isterdim. Evimde yalnız başıma yas tutmak çok ağır. Perdeleri kapattım. Çünkü gün ışığını bir süre görmek istemiyorum. İçim titriyor. Bu çok çok derin. Çok özlüyorum. Ölene kadar özleyeceğim. Seni çok seviyorum DEDE. Seni herkesten çok seviyorum. Özdemir Erdoğan-Gurbet şarkısını dinleyerek hatırlayacağım hep seni…   Merak ediyorum da cennete inanıyor musunuz? HANDEGÜL AVCI  

KENDİMDEN BAŞKA HERKESE GÜNEŞİM

  KENDİMDEN BAŞKA HERKESE GÜNEŞİM Yepyeni bir yıl, yeni başlangıçlar diye söze giriş yapmayacağım. Dünün aynısı. Aynada gördüğün aynı yüz, aynı ev, aynı şehir, aynı ofis, aynı insanlar etrafında ve aynı zihin seninle. Öyle değil mi? Değiştirmeye gücünün yetebileceği bir zihne sahipsin. O da hala dündeki gibi değil mi? Düşündüğün şeyler aynı, baktığın yön aynı, seni yiyip bitiren her şey aynı. Hadi kalk. Yeni yılın ilk pazartesisine “Merhaba” de. İşte şimdi başla. Herkese rol yapmaktan sıkılmadın mı? O yüzden bugün senin saf iradenin uyanışı olsun. Evet, ileri gitmek istedikçe seni geri çeken şeyler yine olacak. Ama bu sefer beyninde. Onlardan kurtulabilirsin. Unutma, kafanın içinde kalırsan, yaşayan bir ölü olursun. Seni en korkutan şey neydi? Sessiz kaldığın, aman bir şey derler diye konuşmadığın, anlatamadığın, haykıramadığın... Peki, her şey daha mı iyi oldu? Zihnindeki sesi susturabildin mi? Ona cevapsız kalabildin mi? Lütfen kendine izin ver, seni sıkıntıya uğrat...

MUTLU YILLAR

MUTLU YILLAR Bugün dayandığın tüm güven duvarlarını yıkacağın yerdesin. Geçmişi unutacağın, korkularını terk edeceğin gündesin. Sana acabayı düşündürecek sorular olacak. Hepsinden sıyrılıp yarını göreceğin o kapının önündesin. Durma at o adımı. Çünkü bugün bu adımı atmazsan yarın korkuların yeniden canlanacak. Her şeyi geride bırak. Geçmişe bir set çek. Seni var eden sensin. Gücünü fark et. Sufiler derler ya; “Seninle uğraşan hiç kimseyle uğraşma, eğer uğraşırsan onunla aynı yerde kalırsın. Etrafında dolanıp yoluna devam et.”          Sakın durma! Kimseyi kurtarmak zorunda değilsin. Yeterince yorulmadın mı? Başkaları için çabalamaktan, herkes iyi olsun ki ben de mutlu olayım demekten, mahcubiyet yaşatmamak uğruna kendinden verdiğin ödünlerden, sustuklarından, görmezden geldiklerinden… Bu noktaya nasıl geldiğini hatırla! Sen zoru başardın. Dibi gördün ve kazıyarak yeniden yükseldin. Bir an bile pes etmedin. Yeni yollar keşfedeceğin yeni ve koc...

KENDİMİ KAZANDIM

  KENDİMİ KAZANDIM Bu günlerde “değerli” kelimesini çok fazla içimden geçiriyorum. Herkesin ne kadar değerli olduğunu kendime hatırlatıyorum. Çünkü herkesi kendim gibi görüyorum. Ama sanırım öyle değil.   Ve bu konuda yanılmaktan nefret ediyorum. Moralim bozuluyor. Başımın üstünde yeri var dediklerinizin gerçekten tepenize çıktığı oldu mu hiç? İyi niyet ve naiflik, saflık değildir. Saygılı olmak, alttan almak verecek bir cevabı yok demek değildir. Ses yükseltmemek, kötü konuşmamak haklı olduğunuz için değildir. Ne olursa olsun değerli olduğunuz için kırmak istememenin davranış şeklidir. En kötü huyum habersiz küsmek. Kırıldım bile diyememek. Zihnimin içinde kavga edip sonuca bağlamaya çalışırım. Sonunda sessizce giderim. Üzmemek için “beni kaybettin” diyemediğiniz oldu mu hiç? Bunun anlamı; gidiyorum ama ben yine aynı yerdeyim, ayağın taşa değse ilk koşup gelecek kişiyim ama yine de sana küsüm demektir. Çok sevdiğim bir söz var: “ Kaybettiğim her şeyin sonund...

NAZAR DEĞMEYECEKSE EĞER...

  NAZAR DEĞMEYECEKSE EĞER…   Okumaya başladığınız yazımı yazabilmek için o kadar zorladım ki kendimi. Bir cümle kurmak bu kadar zor olmamalıydı.  J İlham olsun diye müzik listemi defalarca dinledim ve yeniledim. Yeni okuma gözlüğü aldım. Mavi ekrana bakarken gözlüğün de etkisi olmadı. Ama fark ettim ki içim kıpır kıpır iken kalemimin gücünü hissedemiyorum. Sanırım duygularımı da hissedemiyorum. Mutlu muyum? Huzurlu mu? Aldığım her nefes bir rahatlamayla terk ediyor beni. Günün her saati yoga matındaymışım gibi. Bunun adına huzur diyebiliriz. Uyanırken bile tebessüm ediyorum. Sabah 5:00’te yeni güne başlayan ben, yataktan çıkan bedenimin hafif soğuk ürpertisine bile ‘iyi ki’ diyorum. Bunun adına da mutluluk diyebiliriz. Son zamanlarda anladım ki, siz doğruysanız, ne olursa olsun doğru yola evriliyorsunuz. Yönünüzü kaybettiğinizi sandığınız nokta aslında aydınlanan yere gideceğiniz ilk duraktı. Bu bir yolculuksa eğer bunu yolculuk esnasında anlayamamış olabili...

BEN İNANIYORUM

  BEN İNANIYORUM.. The Pursuit Of Happyness adında bir film vardı. İzlerken ne çok gözyaşı dökmüştüm. Bir insanın başına daha ne gelebilir ki diyordum. Çaresizlik, bir başkasına yetememe, yokluk, emeğin karşılık görmemesi… Yine de nefes aldığını bilmek ve maalesef yeni günü kucaklamak istemeye istemeye. Neyse ki sonu güzeldi. Zorluklara rağmen elde edilen bir başarı vardı. İlham alınası. Merak ediyorum da gerçekten bir insanın başına gelebilecek en kötü şey nedir? İşsizlik mi en kötüsü? Değil. Çünkü çabalamaya devam ediyorsunuz. Biliyorsunuz emek ettiğinizde yeni bir kapı açılacak. Yapmak istediğiniz ya da olmak istediğiniz yer orası olmasa bile açılan kapıdan girmek ve sevmeye başlamak yeni dünyayı. Aşksızlık mı? Hiç değil. Akıl ve beden sağlığınızla oynanması mı? Bazen bazı insanlarda çıkarlar ve hırs ağır basar ve karşısındakinin de insan olduğunu unutup yok etmek ister. Yok da eder. Onu üzerek, onun moralini bozarak, onun hayattaki en kutsal gücünü elinden alara...